DUMANI ÜSTÜNDE

ERKİN KORAY, YERALTI DÖRTLÜSÜ VE UYUŞTURUCU

Erkin Koray'la Saykodelik Yillar

LSD ile müzik arasında ne bağ var diye soranlar için de bunun için 60'ların albüm kapaklarına, posterlerine ve konser afişlerine bakmanın yeterli olacağını söyleyebiliriz. O dönemin albüm kapaklarını şimdi bir film şeridi gibi aklınızdan geçirin, ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız. 

 

Şimdi şapkamızı önümüze koyup The Beatles’ın “Lucy In The Sky With Diamonds"ı ya da  Pink Floyd’un  “Now there's a look in your eyes, like black holes in the sky” dediği parça Shine On You Crazy Diamond'ı bir düşünelim, hatta bir açıp dinleyelim. George Harrison da zamanında LSD’yi mikroskopta incelemiş, görünümünü halata benzetmiş, “Ben böyle görünümü olan bir şeyin beynimin içine girmesine izin veremem" demiş olsa bile bu müziklerin herhangi bir uyuşturucu kullanılmadan yazılmış olması ihtimali, The Beatles – Bob Dylan münasebetini hatırlayınca pek de gerçekçi gelmiyor kulaklara.

 

Tabii LSD’nin dönemin gençleri arasında popüler olması sadece bizden uzak kıtalarda olmuyor. 60’lar Türkiye’si de LSD’yi kucaklıyor, öyle ki gençler arasında yaygın kullanılan LSD Hayat Dergisi’nde LSD nedir ne değildir dosyası bile hazırlanıyor.

 

 

Herkesin hayranı olduğu, bir daha dinlemek için pikabın iğnesini doğru yere yerleştirmeye çalıştırdığı ya da kasetin bandını kurşun kalemle geriye sardığı ve köşe bucak sakladığı parçalar vardır. Biz de en sevdiklerimizden Erkin Koray’ın en saykodeliğinden parçalarını aldık ve Türkiye’nin psychedelic müzikle imtihanına dair iki lafın belini kıralım dedik.

 

 

Türkiye’de Anadolu rock, progresif rock ve psychedelic rock’ın üstadlarından biri olan Erkin Koray’ın uyuşturucu kokan psychedelic dönemine dalmadan önce gelin Erkin Koray kimmiş bir bakalım. Bir de Koray’ın şu sözünü hatırlayalım: “Çok güzel bir beste yapmak için o kadar çok şey söylemeye gerek yoktur."

 

Bu fotoğraf Erkin Koray’ın zamanında Cengiz Tünay ile Perihan Sokak’taki evinde gerçekleşen bir röportajdan kalma ve evet, Erkin Koray çıplak.

 

 

Erkin Koray bundan 73 sene önce doğar ve henüz daha boyu piyanonun sandalyesine çıkmasına engel olurken piyano çalmayı çoktan öğrenmiştir. Piyano bir yere kadar der bir gün ve alır eline gitarını. Erkin Koray’ın gitarların tellerine üflediği dönem tam da Alman Lisesi’nde eğitim gördüğü 50’li yılların ortasına denk gelir. Dünyada olup biten müziği de bir taraftan takip eden Koray, tüm ilhamlarını yanına toplar ve en sonunda da ilk grubunu kurar. Grubun adı Erkin Koray ve Ritimcileri olacaktır. 50’lerin güncel meşhur şarkılarını çalmaya başlayan Erkin Koray ve Ritimcileri pek uzun soluklu olmasa da Erkin Koray müziği bırakmaya niyetli değildir. Liseyi bitirir birkaç sene daha yarı profesyonel olarak müzik kariyerine devam eder. Sene 1962 olduğunda Erkin Koray artık sahnelerde yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştır. O yıl aldığı bir teklifle ilk 45’liğini çıkarır. 45’likteki iki parça; Bir Eylül Akşamı ve It's So Long, Erkin Koray’ın sesini geniş kitlelere ulaştırmasındaki ilk adımı olur.

 

Sonra her şeyi bırakıp askere gider, terhisini alır ve İstanbul semalarına geri döner. Fakat bu sefer yolu bir süreliğine Hamburg’a düşer. İstanbul’a 1966’da yaptığı kesin geri dönüş ile Erkin Koray artık eski Erkin Koray olmayacaktır.  O sırada dünya cayır cayır rock’n’roll ve psychedelic müzikle yanarken, 1966 sonlarına doğru Erkin Koray Dörtlüsü’nü kurar. Kızları da Alın Askere ve Aşk Oyunu o dönemden hatırlarımızda kalan en hit parçalar olur. 1968 Altın Mikrofon’una katılır, alnının akıyla dördüncülüğü kapar ve yarışmaya katıldığı parçalar Meçhul ve Çiçek Dağı’nı da içeren albüm piyasaya çıkar.

 

Takvim yaprakları 1969’u gösterdiğinde Erkin Koray kurduğu Yeraltı Dörtlüsü ile Türkiye'de ilk underground müzik akımının da öncüsü olur. 70’ler artık Erkin Koray’ın yıllarıdır. Türkiye’de geniş bir dinleyici kitlesi edinen Koray artık yavaş yavaş şahsına münhasır müzik çizgisini de ortaya koymaya başlamıştır. Biraz sonra bahsedeceğimiz Türkiye müzik tarihinde önemli yeri olan parçalar İlahi Morluk, Mesafeler, Bu Sana Son Mektubum ve Meçhul, Erkin Koray’ın kafasının en iyi ama en karışık olduğu döneme tekabül etmektedir. Psychedelic müzik, uyuşturucu ve Erkin Koray’ın muhteşem birlikteliğine biraz da şarkılar üzerinden bakmak ister misiniz?
O zaman sizi şöyle alalım.

 

MAĞARADA DÜĞÜN

 

1977 çıkışlı Erkin Koray Tutkusu 45’liğinde yer alan siz deyin ulumalı, biz diyelim inlemeli parça Mağarada Düğün, bu topraklarda kulaklarımızın başına gelip gelebilecek en güzel enstrümantal parçalardan biri. Parça her ne kadar sonuna doğru oyun havasından bir yanak alsa da,  Erkin Koray’ın psychedelic melodilerini işitebileceğiniz bu parça, Roger Waters’ın deneysel çalışması "Several Species of Small Furry Animals Gathered Together in a Cave and Grooving with a Pict"i akıllara getirir.

 

 

SUSKUNLUĞUN ÖTESİ

 

Erkin Koray’ın aynı albümünden bir parça daha var listede. Geç dönem psychedelic rock örneği diyebileceğimiz bu albümün içinden çıkma parçalardan biri de Suskunluğun Ötesi ve evet bu parça da enstrümantal. Erkin Koray’ın karakteristik gitar riff’lerini en çok bu parçada duymak mümkün.

 

Küçük bir hatırlatma da yapalım: Bu parçanın bas gitarları, rock’tan pop’a uzanan uzun yolda yıllarını geçiren Harun Kolçak’a emanet. 

 

 

BU SANA SON MEKTUBUM

 

Erkin Koray’ın Yeraltı Dörtlüsü’yle kaydettiği en nadide parçalarından biri daha: Bu Sana Son Mektubum. Türkiye müzik tarihinde döneminin en yetenekli karakterlerinin toplandığı bu parçada Cahit Kukul gitarda, Aydın Şencan basta ve Sedat Avcı davulda yer alıyor. Son mektup melankolisi ve Erkin Koray psychedelic’liği bir şarkıda buluşursa ne olur merak ediyorsanız parça aşağıda. 

 

 

Unutmadan hatırlatmak da isteriz:  Mısırlı şarkıcı Ümmü Gülsüm'ün Ente Omri isimli parçasını alan Koray, bu parçaya enstrümantal düzenleme yapmış, gitarıyla attığı soloyla da müziğin ruh ve kabiliyet işi olduğunu bir kez daha göstermiştir.

 

 

MEÇHUL

 

“Sen, sen seviyorum diyordun
sen, sen özlüyorum diyordun
ne oldu, ne oldu şimdi sana?”

 

Böyle der Erkin Koray Meçhul’de. Parçanın sonuna kadar aynı soruları sorar ama bir türlü yanıt bulamaz. Meçhul’un çıktığı dönemde albüm kapağının köşesine bir yazı iliştirilmiştir: "Yüksek sesle çalınız…"

 

Bu parça, Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü’nün Türkiye psychedelic müzik alemine adeta bir armağanıdır.

 

 

İLAHİ MORLUK

 

Şarkı adından belli edermiş kendini. İlahi Morluk da öyle bir şarkı.

 

Parça tam olarak şöyle başlar: Haaaaaa Haaaaa! Teşekkür ederim, morluk, morluk, haaaaaa! Müzik otoriteleri tarafından Türkçe sözlü psychedelic müziğin mihenk taşı olarak kabul edilen parçanın 1975 TRT kaydı da burada:

 

 

DOST ACI SÖYLERMİŞ

 

Sene 1973. Erkin Koray parçayı, bu topraklarda doğmuş ender hard rock topluluklarından Stop! ile kaydetmişti. 

 

 

GEL BAK NE SÖYLİCEM

 

Gel Bak Ne Söylicem, Erkin Koray'ın Yeraltı Dörtlüsü döneminden gelen en has be has rock’n’roll kokan parçalarından biri. Gitarla scratch yapmanın en temiz örneklerinden birini veren bu parça, 1971 Türkiye’si underground müziğinde psychedelia dozunun nasıl yüksek olduğunun da kanıtı.

 

Bir rivayete göre bu parça için stüdyoya giren Erkin Koray ve Yeraltı Dörtlüsü önce damaklarına LSD’lerini yapıştırmış, sonra da bu şarkıyı kaydetmişlerdir.

 

 

KRALLAR

 

Krallar, Erkin Koray’ın gitar soloları ve hızlı davul ritmleriyle kulaklara bayram ettiren punk’a yakın parçalarından biri. Sene 1974, sözler ise Nihat Orerel’e ait. Dost Acı Söylermiş ile aynı 45’likte yer alan parçanın albüm kapağında ise Erkin Koray’ın sözlerine yer verilmişti:

 

“Krallar vardır, halk seçer veya herhangi bir şekilde başa gelirler; başlarında taç vardır. Sarayları, büyük servetleri, idare ettikleri halk kitleleri vardır. Bir de yeryüzünde krallar vardır; onları kimse seçmiş değildir. Başlarında taçları yoktur, bazen hiç kimse tanımaz onları, paraları da yoktur belki. Belki hayatta kalabilmek en büyük sorunlarıdır. Görünmeyen krallar, allahın seçtiği krallar, ruhları kral olanlar. Yüceliklerini, bazen çok dikkatli bakıldığında düşünen gözlerinde veya dudaklarındaki suskunlukta görmek mümkün olabilir… Veya o da olmaz. Esas krallardır onlar."

 

1974’ten 2014’e geldik ve Erkin Koray bu söylediklerinde hala haklı.

 

 

HAYAT KATARI

 

Kemal Sunal'ın başrolünde olduğu 1990 tarihli Şerif Gören filmi Abuk Sabuk Bir Film'i izlediniz mi?

 

İzlediyseniz, bu parçayı hatırlayacaksınız.

 

Bu parça her ne kadar Erkin Koray severleri nakaratındaki “Çöh çöh” ile parçayı sevenler ve nefret edenler olarak ikiye ayırsa da hepimiz en nihayetinde Koray’ın dediği gibi hayat katırının ta en arka vagonunda yolcuyuz bir nevi.

 

Not: Şarkının ne anlattığını henüz kimse çözebilmiş değil. 

 

KORKULU RÜYA

 

Erkin Koray’ın 1974 tarihli Elektronik Türküler isimli albümünden oldukça psychedelic enstrümantal bir çalışma daha: Korkulu Rüya

 

 

GÜN DOĞMUYOR

 

Gün Doğmuyor, Erkin Koray’ın 1971 yılında Yeraltı Dörtlüsü’yle kaydettiği Gel Bak Ne Söylicem 45’liğinin B yüzünde yer alır. Gün Doğmuyor, Erkin Koray psychedelia’sının en belirgin hissedildiği parçalardan biri olarak müzik tarihine geçmiştir.

 

 

MESAFELER

 

Erkin Koray dosyasının sonuna gelirken, kapanışı Türkiye müzik tarihinin o dönemdeki gelmiş geçmiş en psychedelic parça örneğiyle yapıyoruz. İşte karşınızda efsane parça: Mesafeler

 

Erkin Koray bu şarkıyı 1971’de Arda Uskan ile gittiği Cannes Film Festivali sırasında görüştüğü John Lennon’a da çalmıştı.

 

 Sene 1973. Şarkıyı dinleyin, videoyu izleyin, bu yazıda ne anlatmak istediğimizi anlayacaksınız.

 

 

Peki ya Erkin Koray bu parçayı Grace Slick’le söyleseydi bizim de bir White Rabbit’imiz olur muydu?

 

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM