DUMANI ÜSTÜNDE

PLAY TUŞU SUNAR: POP KÜLTÜR İKONLARIYLA VOTKA MASALARI

Sabahlar Olmasin

Pop kültür ikonlarını bir iki dakikalığına unutalım. Bir kenara, groupie'lerin ulaşamayağı bir yere kaldıralım onları. Biz sıkılınca en iyi arkadaşımızın bile ne içtiğini merak eden bir ekibiz, bu ikonların ne içtiğini ne biçim merak ediyoruz düşünün…

 

Gecenin köründe değil, daha 22.00 sularında bile bir arkadaşımız arasa ve "Samet'teyiz ya işte öyle oturuyoruz." dese ilk yapıştıracağımız soru; "Ne içiyorsunuz?" olur… Böyle de meraklı, özellikle de ne içildiğine meraklıyız. Mahalle baskısının tavanlarda dolaştığı sokaklarda pencereye sıfır yaşayan teyzeler gibiyiz. Tek farkımız kim kimi ağzından öpüyor, nerede öpüyor, ne sıklıkta öpüyordan çok ne içildiğiyle ilgili.

 

Karşınızda rakı içenlerin Fantastic Four diye bilmediği, cin içenlerin de Fantastic Four olarak bilmediği, tinercilerin hiç Fantastic Four'u bilmediği ama votkanın iyi arkadaşı olanların ise Fantastic Four olarak bildiği dört ayrı pop kültür ikonuna yaptığımız özel votka şişeleri ve etrafında gelişenler…

 

ARCTIC MONKEYS

 

 

"Güneş battı mı, evi bile zor bulurum" temalı When The Sun Goes Down'dan on seneye yakın bir zaman geçti. Alex Turner büyüdü ve kutu bira içen bir ergenden, Giselle Bündchen'in bile evini barkını yıkabilecek janti bir rockstar'a dönüştü. Bu dönüşümünde ise canı felaket sıkılan rockstar'lar gibi; "Ben artık içki içmiyorum yahu. Yoga iyidir. 8 saat uyuyacaksın, yoksa vücut erozyona uğrar." sorunsalına girmedi…

 

"Why'd you only call me when you're high?" yani "Sen beni niye çağırdın?" da dedi, "Ever thought of calling when you've had a few? Cause I always do." yani "İçiyorsam sebebim sensin" de dedi ve votka masamızın baştacı oldu.

 

AM frekanslı şişesi, yarısı içine sıkılmış, yarısı ufak parçacıklar halinde içine atılmış lime'lı votka toniği, yakışıklılık paratoneri olan briyantini ve güneş gözlüğü, eve sarhoş dönerken bineceği otobüste kullanacağı üç beş Pound bozukluk parası ve deri ceketinin yancısı olmak istiyoruz, oldurtun be.

 

 

THE BIG LEBOWSKI

 

 

Dünya üzerinde en çok "quote"ları hatırlanan, kullanılan, t-shirt'lere basılan hatta işi saçma sapan bir boyuta taşıyıp dini bile kurulan film The Big Lebowski'yi izlerken kimin canı hunharca içmek istemiyor? Evet herkesin istiyor, biz de öyle düşünmüştük.

 

8-Bit tasarladığımız The Dude şişemize yancılık yapanlar ise dört yazarın ortaklaşa yazdığı "I'm A Lebowski, You're A Lebowski" kitabı. Bu kitabı okumayıp da filmi içki masalarında övüyorsanız öncelikle sizlere yazıklar olsun. Şaka şaka yazıklar olmasın ama gidin bir okuyun, aklınızı alacak saçma sapan bir sürü bilgi var. Filmin hayranı birinden hoşlanıyorsanız çok şahane akıl alacak detaylar öğrenip sevdiceğinizin aklını rahatlıkla alabilirsiniz.

 

"Öyle boş boş akıl almam" diyenler için "Is this your homework Larry?" sahnesindeki ödev ve film boyunca The Dude'un 9 tane tükettiği felaket güzel içki White Russian'ı da takıma dahil ettik. Dream Team dedikleri bu olsa gerek…

 

 

JAMES BOND

 

 

"Benim adım James Bond. İşim gücüm adam dövmek, hafif meşrep arkadaşlarla düşüp kalkmak ve bunları yaparken votka içmek" diyen bir alfa erkeğinin aslında sevilmemesi lazım değil mi? Ama işte öyle olmuyor tam…

 

Ian Fleming'in engin hayal gücü ve kurnaz kalemiyle hayatımıza soktuğu Bond karakteri şu güne gelene kadar ne badireler atlattı? Önce Sean Connery ile; "Üst vücut benim işim, Cüneyt Arkın gibi vücudumla masada otururken başka, ayaktayken başka postürüm olur, ama olsun yine de herkesi döverim" diyen Bond, zamanla emekli albaydan hallice Roger Moore'a da dönüştü, kuyumcu kılıklı Pierce Brosnan'a da… Sonunda elleriyle ayı boğabilecek Daniel Craig oldu da keyfimiz tam yerine geldi.

 

"Sallama karıştır, asabımı bozma" lafıyla ünlü Bond'a parmak izi bırakmadan adam boğabileceği deri eldivenler ve hafif meşrep arkadaşları ikna edebileceği yakışıklı bir papyon ile birlikte Casino Royal'de içmelere doyamadığı Vesper kokteylini layık gördük. Bizi masasına oturtmaz ama olsun, bir gördüğümüzde iznini efendice isteriz.

 

 

METALLICA

 

 

"Darkness imprisoning me. All that I see, absolute horror." yani; "Allah karanlığın bin bir türlü belasını versin. Flash TV'de Kadere Mahkumlar izliyorum ben. votka açtım içiyorum, korkuyorum." diyen Metallica, zamanla hayranlarını kah üzdü, kah sevindirdi, kah kendilerini jiletletti, kah çocuklarının ismini Metallica koydurttu… Son iki maddeyi biz uydurduk ama neden olmasın?

 

Yokluktan guitar tab'i, lyric sheet ve çekme kaset aldığımız İstanbul'daki çözüm ortağımız Akmar Pasajı ve Ankara'daki Hayri Plak'tan çıkmadığımız günlerden ne günlere geldik bir düşünelim. Öyle boş boş düşünmek olmaz, bir şeyler içelim ama ne içsek diyerek yakında İstanbul'a gelecek grup üyelerine soralım dedik; "Kardeş votkaya bir şey katılmaz, shot shot içeceksin. Haydi beyler SHOTALIM KAÇALIM." gibi bir cümle kurarak yanımızdan uzaklaştılar, masa bize kaldı…

 

 

"Play Tuşu Sunar ile ciddi düşünüyorum, tarih alın yüzük alın gelin." diyenler için aşağıda talihliler var:

 

Play Tuşu Sunar: Metallica Prestij Müzik'ten Çıksaydı Ne Biçim Olurdu?

 

 

Play Tuşu Sunar: Türk Dizilerini Hollywood'a İteledik

 

 

Play Tuşu Sunar: Alex Turner Tek Başına Olsaydı?

 

 

Play Tuşu Sunar: Öyle Semte Böyle Logo

 

 

Play Tuşu Sunar: Bir Kavanoz Nutella Kaç Lahmacun Eder?

 

 

Play Tuşu Sunar: Ertem Eğilmez'e Posterler Hazırladık

 

 

Play Tuşu Sunar: Wes Anderson'ın Türkiye'sine Hoş Geldiniz

 

 

Play Tuşu Sunar: Bret Easton Ellis'e Doğum Günü Hediyemiz Var

 

 

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM