DUMANI ÜSTÜNDE

RADIOHEAD TÜRKİYE’YE ASLA GELMEYECEK; ÇÜNKÜ…

Peki ama neden?

Esasında buradaki özne, Radiohead haricinde birçok farklı isim olabilir. Ancak Play Tuşu’nda yayınlanan haberlere gelen reaksiyonları göz önüne aldığımızda, Radiohead verilebilecek en büyük örneklerden biri.

Coğrafyamızın ideal şartlarda olduğu, herhangi bir tatsız olay yaşanmadığı, sanatçıların Türkiye’ye gelmek konusunda farklı çekinceleri olmadığı bir ortam hayal edelim.

“Neden?” sorusuna verilebilecek bizce bir ton cevap var.

Radiohead-12252015

Grup, organizatör ve dinleyici üçgeninde bu cevapların kapsamı genişler de genişler. Bu kapsama girişmeden önce, bize göre bu kalibredeki güncel ve büyük isimlerin, hatta zaman zaman Avrupa’da büyük bir dinleyici kitlesine sahip nispeten daha küçük isimlerin Türkiye’ye gelmemesi sorunsalının temelinde, ülkemiz müzik sahnesinin en başta dinleyici kitlesi olmak üzere istikrarı yakalayamamasının yattığını düşünüyoruz.

Gerçekleşen etkinliklerde en temel cayma sebebi olarak gözümüze çarpan şey, etkinlik ücretleri oluyor. Dinleyici, etkinliğin ücretinden dert yanıyor. Evet, bilet fiyatı bağlamında gerçekten de ederinin üstünde etkinliklere kimi zaman rastlayabiliyoruz. Ancak etkinliklerin birçoğunun bilet fiyatı, sanatçı kaşesi, bilmediğiniz ekstra maliyetler eklendiğinde olması gerektiği çizgide seyrediyor.

coldplay

Hiçbir grup, “Türkiye’de ilk kez konser vereceğiz, oradaki hayranlarımızın maddi durumu şu şekil, o yüzden dampinge gidelim.” düşüncesi taşımıyor. X ismin tüm Avrupa turnesi boyunca 30 Euro civarında seyreden bilet ücreti, Türkiye’de de benzer civarlarda geziyor. Yapmanız gereken en temel şey, konserinin pahalı olduğunu düşündüğünüz ismin web sitesine girerek diğer konserlerindeki bilet ücretlerine bakmak.

Eğer gerçekten düzenli bir konser/festival ajandamız olsun istiyorsak, kültür sanata değer veriyorsak, bir şekilde bütçe yaratmak aslında o kadar da zor değil sanki? Birçoğumuz kira ödüyor, kimi zaman kredi kartı borcunun minimumunu verebiliyor; sonuçta İstanbul gibi zor bir şehirde yaşıyoruz. Günün sonunda, konserlere bilet almazsak, sürekli davetiye avında yaşarsak, “Niye X isim gelmiyor?”, “Niye eskisi kadar festival olmuyor?” sorularını sorma hakkımız da pek kalmıyor gibi.

İlk yapacağımız, yapmaya çalışmamız gereken şey, konserlere/festivallere bilet almaya çalışmak olmalı. Peyote orta kattaki çok yetenekli yerli grupların 15-20 TL’lik konserlerine bile “+1’li davetiye” kasanları zaten ocak dışı bırakıyoruz.

“Neden hafta sonu değil? Neden hafta içi?”

Arkadaşlar, hiçbir organizatör manyak değil. Daha çok/hızlı bilet satılabilecek bir cumartesi varken, kimse tutup da sanatçıyı hafta içinin çatında getirmek istemez. Bildiğiniz gibi grupların bir turne programı, bu turne doğrultusunda da bir rotaları mevcut. X bir sanatçı, pazartesi Yunanistan’da sahne alıyorsa, salı günü İstanbul’da olacaktır. “Aman ne olur İstanbul’da cumartesi sahne alayım, o yüzden saçma bir mesafeden Türkiye’ye geçip turne rotamın ağzına burnuna vurayım.” diyecek bir sanatçıyı kolay kolay bulamazsınız.

17554301_10155958653432519_7915779315663925569_n

“Neden buraya geliyor? Burada X ismin konseri mi olur?”

Olur sayın arkadaşlar. X’in de konseri olur, Y’nin de… 20 milyon küsür insanın yaşadığı kocaman bir şehirde, bu tip aktivitelerin gerçekleşebileceği çok da fazla alternatif mekanımız yok. Günün sonunda demektir ki o mekan adına bir organizatör veya o mekanın organizatörü, aslında X mekanda izlemek istediğiniz ismi düşünmüş ve ajandasına dahil etmiştir.

“Niye hep aynı isimler geliyor?”

Çünkü izlemek istediğimiz isimlerin birçoğunun Türkiye’de karşılığı pek yok. Senin büyük beğeniyle takip ettiğin isimlerin birçoğu, organizatörü maalesef zarara sürüklüyor. Sen ne kadar sevsen de, o isimler giderini çıkaracak kadar bilet bile satmayabiliyor. Hal böyle olunca, organizatörler de riske girmek istemiyor ve bilet satışı garanti isimlere tekrar tekrar yöneliyor. 20 milyon küsürlük dev bir şehirdeki yabancı isimlerin konserlerine, ortalama 500 kişilik garanti bir bilet satışının gerçekleşememesi bizce çok ama çok acı…

İsmini vermek istemediğimiz ve çok sevdiğimiz bir grup, Atina’da tek başına 1.850 bilet satıyor. Ancak bu isim Türkiye’ye gelse, maalesef ki 300-400 bilet satacaktır. Burada 1.850 bileti çok çok daha büyük isimler, kimi zaman ucu ucuna satabiliyor.

Avrupa turnesinde aylar sonrasındaki konserlerinin biletleri bile çoktan tükenen isimler, Türkiye’de maalesef beklenen ilgiyi görmüyor. Geçtiğimiz günlerde ofiste laf arası konuşmamızda verdiğimiz bir örnek: “Paradiso’da 5 ay sonrasının konserleri bile sold out. Türkiye’de 5 ay öncesinden sold out olan bir konser hatırlayan var mı?”

MG_4821-Copyright-Dani-Hansen-730x410

“Biletler nasıl biter? Saçmalık, kapıda satılmayacak mı?”

Hayır, satılmayacak. Eğer bir sanatçıyı gerçekten izlemek istiyorsak, bu sanatçıyı konserinin biletleri tükendiğinde böyle tepkiler verecek kadar seviyorsak, minimum 2-3 ay evvel açıklanan konserin biletini de çok daha evvelden alabiliriz.

E hani Radiohead?

Radiohead dediğimiz grup, kaşesi haricinde, bir yerde konser vermek için hiç tahmin edemeyeceğimiz istekleri olabilecek isimlerden bir tanesi. Bir de işin maddi boyutu var, grubun kaşesi tahminen çok sıfırlı düzeylerde seyrediyor. Günün sonunda -Eğer grup da İstanbul’a gelmek konusunda tereddüt yaşamıyorsa- organizatör grubun şartlarını masaya yatırıyor, bu kalibrede isimlerin sahne alabileceği büyüklükte mekanları düşünüyor, mekanın kapasitesi/grubun kaşesi/tahmini gelecek insan sayısı üzerinden bilet fiyatı çıkarıyor. Sonucunda Radiohead gibi bir isim bile, -İstanbul’a gelmeyi kabul ettiğini varsayarsak- talep ettiği şartların ağırlığına göre -burada sadece grup kaşesinden bahsetmiyoruz-, organizatörü zarara uğratma ihtimalini taşıyor.

Bizce sonuç

O yüzden en temelden başlamak daha sağlıklı olacaktır. Yerli/yabancı gerçekten izlemek istediğimiz isimlerin konserlerine bilet alırsak; sadece bildiğimiz isimlerin konserlerine değil, bilmediğimiz isimleri de araştırıp/öğrenip Türkiye’ye geldiklerinde konserlerine bilet alırsak, festivallere bilet alırsak; konserleri/festivalleri davetlilerle değil de biletli dinleyicilerle doldurursak, emin olun Radiohead de en yakın zamanda Türkiye’ye gelir, o çok sevdiğimiz DJ de Türkiye’ye gelir, o çok hastası olduğumuz indie grup da Türkiye’ye gelir, ülkede çok daha fazla sayıda festival olur.

 

 

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM