DUMANI ÜSTÜNDE

BİRA AÇTIRAN ALBÜMLER: JEFFERSON AIRPLANE – SURREALISTIC PILLOW

60'larda Tombul Şişe Bira Başkadir

Grace Slick ve Spencer Dryden’ın de gruba katılmasıyla son kıvamını alan Jefferson Airplane’in yayınladığı 1967 çıkışlı albümü Surrealistic Pillow’u dinlerken biranın köpürmesine bile kızamayacaksınız.

 

 

Grace Slick’li Jefferson Airplane’in kendi döneminde çığır açan albümü Surrealistic Pillow’un yayınlamasıyla ABD’yi kasıp kavuran ve en sonunda Woodstock’la doruğa ulaşan psychedelic rock türünün çizgileri en nihayetinde çekilmiş olur. Jefferson Airplane’in diskografisindeki ikinci stüdyo albüm olan Surrealistic Pillow adeta psychedelic, acid ve folk rock harmanının ete kemiğe bürünmüş hali olur. Surrealist Pillow yolculuğuna çıkmadan önce herkes tombul şişelerini Jefferson Airplane şerefine kaldırsın.

 

 

60’ların sonuna doğru başlayan, LSD dalgasıyla beslenen, müzikte ve aslında sanatın tüm dallarında hakim olan yenilikçi akımlar bu dönemin belki de müzik adına dünyanın en şahsına münhasır dönem olmasını beraberinde getirdi. Allen Ginsberg’ün bir taraftan,  Timothy Leary’nin diğer taraftan şiirlerini bağıra bağıra okuduğu bu dönem kendine has ve yeni birçok türü beraberinde getirdi.  Tombul şişelerimizi bir de 60’lı yıllar şerefine kaldırmazsak olmaz. Şimdi biralarımızdan birer yudum daha alalım, Surrealistic Pillow’u anlatmaya devam edelim.

 

Albümün ilk parçası She Has Funny Cars ile soluk almadan psychedelic müziğe doğru yolculuğa  başlayabiliriz.

 

 

Grace Slick’in hipnotik sesine tanık olacağımız albümün dördüncü parçası mega yetenekli müzisyen Paul Kanter’ın ilhamıyla doğmuştu. Today’i dinledikten sonra öyle bir efkar basacak ki, buzdolabından bir tane daha tombul şişeyi almanız işten bile olmayacak.

 

 

Albümü geri sarmaya hazır mısınız?. Çünkü Today’den geriye kalan efkarımızı dağıtacak tek şarkı yine bir Jefferson Airplane şarkısı olabilir, biliyoruz.  Şimdi soğuk biralarımızdan bir yudum daha alıyoruz ve The Francisco Sound olarak adlandırılan karşı kültürün en sıkı parçalarından birini dinliyoruz. Daha önce onlarca kere film ve diziye konuk olmuş Jefferson Airplane parçası Somebody to Love ile devam ediyoruz.

 

 

Hazır keyifler yerine gelmişken, albümün arka tarafını çevirdiğimizde onuncu sırada karşımıza çıkan parçadan bahsetmezsek olmaz. Belki de albümün en acımasız ve dönemin en histerik parçalarından

 

White Rabbit ile devam etmek iyi bir fikir gibi geliyor.  Wonderland gibi bir sığınağı olan Alice’in hikayesiyle ister istemez birlikte anılan White Rabbit’i dinledikten sonra biranın da soğukluğundan kaynaklı bir iç ürpermesi yaşayabilirsiniz, tecrübeyle sabit.

 

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM