DUMANI ÜSTÜNDE

İÇİP İÇİP İZLENECEK FİLMLER: UP IN THE AIR

Akli Havada George Clooney, En İyi George Clooney

Komedinin dramanın kollarında dinlediği, şarap gibi dinlendikçe güzelliştiği, George Clooney’nin ve karizmasının başrolde olduğu Up In The Air ile bu akşam soğuk tombul şişeleri açıyor, tadından yenilmez bir filmi izlemeye başlıyoruz.

 

 

Walter Kirn’ün 2001’de yayımladığı aynı adlı romanından uyarlanan Up In The Air, Ryan Bingham’ın hayatı etrafında şekilleniyor. Senelerdir bilim adamlarının bir türlü çözemediği “George Clooney mi Brad Pitt mi?” denkleminin ana bilinmeyenlerinden George Clooney, Up In The Air’daki Ryan Bingham karakteri için biçilmiş kaftan. Büyük olasılıkla George Clooney, kendi kendine eğer Hollywood’da işler yolunda gitmezse Ryan’ın yolundan gideceğini söylemiştir çekimler sırasında.

 

 

Ryan Bingham, klişe yalnız adam karakterinden oldukça uzak bir tipleme. Her ne kadar klişe bir yalnız adam olsa da… “Bu nasıl olur?” diyorsanız, sırrı George Clooney’nin oyunculuğunda gizli. Ryan Bingham, Amerika’da büyük şirketlerin küçülme operasyonlarını şirket adına yürüten bir firmada çalışıyor. Kısaca şirketlerin işten çıkaracakları elemanlarıyla, patronları yerine konuşuyor. “Ben olsam her işten çıkarmadan sonra bir soğuk bira içerdim.” diyebilirsiniz ama Ryan işini hepimizin aksine pek seviyor. İşini sevmesinin en büyük nedeni, sürekli seyahat etmek zorunda olması… Senenin sadece 56 gününü evinde geçirebiliyor.

 

 

Her şey Ryan için tıkırında giderken, yeni mezun Natalie Keener’ın “İnsanları internette kovalım.” temalı süpersonik önerisiyle olaylar boyut değiştiriyor. Ryan’ın Natalie’ye insanları işten çıkarmanın nasıl bir şey olduğunu göstermek istemesiyle, yola düşen iki insan izlemeye başlıyoruz. Bu sırada filme Ryan’ın hayatının aşkı olduğuna hemen ikna olduğumuz Alex dahil oluyor. Alex’in soğukkanlılığı şerefine bir tombul şişe birayı kapıyoruz buzdolabından.  

 

 

Karaya ayak basmaktan itinayla kaçan Ryan, kardeşinin düğünü nedeniyle yuvasına dönmek zorunda kalıyor ve o zaman biz köklerinden sürekli kaçan bir adamın dramını izlemeye başlıyoruz. Yanında Alex ile doğduğu topraklara dönen Ryan, Elliott Smith eşliğinde karada olmanın aslında pek de kötü bir şey olmadığını keşfediyor.

 

 

Bundan sonrasının klişe bir Hollywood filmine dönmesini bekliyorsunuz ama olmuyor. İnternetten adam kovma işi yürümüyor. Alex, Ryan’ın hayatından bizim boğazımızda bir düğüm bırakarak çıkıyor. Ryan Bingham yeniden uçmaya başlıyor.

 

Sevdiceğinizi yanınıza alın, soğuk tombul şişelerinizi kapın ve sizi kuş gibi hafifletecek Up In The Air’ın kollarına bırakın. Hayatınızda birçok değişebilir ama bu filmi izlerken hissettiğiniz o gerçeklik duygusu değişmeyecek. Her Angel In The Snow dinlediğinizde Up In The Air aklınıza düşecek. 

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM