DUMANI ÜSTÜNDE

İÇİP İÇİP İZLENECEK FİLMLER: FRANK

Frank Sidebottom’in Karanlik Yüzü

Klasikleri bir kenara bırakıyoruz ve bu akşam yüzümüzü yeniye veriyoruz. Bu sırada sırtımızı soğuk biralarımıza yaslamayı unutmuyoruz. Karşınızda senenin en iyi filmlerinden biri olan Frank!

 

 

Senenin dumanı üstünde, tadı damağımızda filmi Frank’e başlamadan önce yerinizi iyice hazırlayın. Frank durdurup durdurup izleyeceğiniz bir film değil. Adeta boğazdan akan soğuk bira gibi akıyor film.

 

Son dönemlerin yükselen yıldızlarından Michael Fassbender; yakışıklı, yakışıklı ve hatta yakışıklı olmasına rağmen hiçbir zaman kolay para yapabileceği filmler tercih etmedi. Hiçbir zaman Fassbender’ı t-shirt’süz 167 dakika geçirdiği filmlerde görmedik. Steve McQueen’in incise Michael Fassbender’ı gördüğümüz zaman rahatlıkla ‘Bu tanrının sureti adam kötü senaryo seçmez!’ diyebiliyoruz. Bu yüzden Frank bizim gözümüzde güzel bir başlangıç yapıyor.

 

 

İngiltere-İrlanda ortak yapımı olan film, genel olarak gri havasını kolayca seyirciye kabul ettirebiliyor. Seyircinin kolay kolay kabul edemediği şey ise Michael Fassbender’ın yüzünü görememek. Ama bu durum insanda oldukça kısa bir süre bir hüzün yaratıyor çünkü dakikalar içinde o koca maske sayesinde senenin en iyi oyunculuklarından birine şahit olduğunuzu fark ediyorsunuz. Hemen biralarımızı Frank Sidebottom’ın yarattığı korkunç gibi ama korkunç olmayan maskeye kaldırıyoruz.

 

 

Frank’te bütün krediyi Michael Fassbender’a vermek oldukça büyük bir haksızlık olacaktır tabii. Maggie Gyllenhaal’ın yarattığı sorunlu ama kontrolcu, korkunç ama kendinden emin, yetenekli ama kötü karakterden bahsetmenin zamanı geldi. Maggie Gyllenhaal, film ve Clara rolü için muazzam bir seçim olduğunu her saniye kanıtlıyor. Filmin eksenine oturan Jon’u canladıran Domhnall Gleeson sanki bu yaşına bu karakter için gelmiş gibi oynuyor. Oyunculuklarda kusur bulmanın oldukça zor olduğu Frank, izleyiciyi müzikal açıdan da doyuyor ve sofradan ‘Afiyet olsun, bir soğuk bira alır mıyız?’ diye uğurluyor. Bir müzik grubunun buram buram kaos kokan hallerini izlediğimiz Frank’in tüm soundtrack’i film çekilirken oyuncular tarafıdan canlı kanlı kaydediliyor.

 

 

Her şeyi bir kenara bırakırsak Frank, insan faktörünü oldukça güzel ele alan bir film. Hepimiz kusurluyuz. İyi yönlerimiz, kötü yönlerimiz var. Bazı insanlar bizi seviyor, bazı insanlar bizi sevmiyor. Kimi zaman doğru olanı yapıyoruz, kimi zaman yanlış olanı. Frank insani olan tüm bu yönleri bir araya getiriyor ve araya bolca müzik serpiştiriyor. Film bittiğinde insanın boğazında bir düğüm, elinde boş bira şişeleri kalıyor.

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM