DUMANI ÜSTÜNDE

CEVVAL İÇERİK YAZARIMIZI ARIYORUZ!

Buldurun!

“Benim işim bu değil ki?”…

İş tanımlarının, beklentilerin ve işte yapılanların kafa kafaya vermeyip, dağınık bir DNA modeli gibi açılıp saçıldığı bir zamanda, leş gibi bir sektörde sahipsiz kelimeler, kolbastı yaparak İstanbul semalarında başı boş ilerliyor… Kolbastı ise başlı başına maalesef ne göze, ne kulağa, ne de herhangi bir başka duyu organına hoş gelen bir şey değil, ya da en azından bizim “çay fincanımız değil” diyelim.

metin yazarın afiş_Kare

Kelimelerin kolbastısı diye de tanımladığımız iç çürüten yazılardan ve yazı düzenlerinden nasıl kurtulabiliriz? Play Tuşu için vermiş olduğumuz işbu yazar ilanımızda hem soruyor, hem yanıtlıyoruz, çünkü neden olmasın?

Üniversite ikinci sınıftayım, çok yazar olmak istesem de olduramadım, babam İstatistik okumamı istedi, ama sanırım Play Tuşu’nun aradığı yazar benim, ben miyim?

İki paragrafını dahi okumadan nasıl karar verelim? Okulun, sahte veya sahte olmayan diploman, hangi bölümde okuduğun umrumuzda değil, hatta lise mezunu musun, değil misin, o bile umrumuzda değil. Umrumuzda olan kelimelerle aranın felaket iyi olması ve onların sorunlarını Monsieur Gustave hızında çözebiliyor olman. Play Tuşu’nun aradığı yazarın sen olup olmadığı konusunda, iki tane roket gibi yazını okumadan inan biz de karar veremeyiz. Burada ilan ne demeye çalışıyor? Başvuruda iki adet yazını görmek istiyoruz. Güvenmediğiniz veya yarım kalmış veya üç sene önce yazmış olduğunuz ve güvenmediğiniz bir yazınız varsa bize atmayın, Facebook’tan paylaşın veya İstatistik okumaya devam edin. Bakın zaten Lufthansa uçaklarda sadece iki zeytin vermeyi bırakarak senede milyonlarca dol…

Bu yalnız biraz korkutucu ve küstah bir ilan olmuş, böyle yazar bulacağınızı mı sanıyorsunuz?

Evet. Çünkü korkutucu bir ilan değil bu, zaten Play Tuşu’nu üç senedir takip edip yeri geldiğinde “Ay çok iğrenç bir yazı bu, ay çok sığ bir başlık, yuh çok duyarlı değil bu” diyen ekiptenseniz Apaçilerin Apaçisi Aldo’nun dediği gibi “Arriverderci” ya da “Arrivederci” ya da her neyse… Eğer okumaya devam ediyorsanız ve konu yazı yazmak, pop kültürle aşık atmak veya sabahlara kadar hararetle Türkiye’deki müziği / sinemayı / gece hayatını / festivalleri kurtarmak olduğunda mangalda kül bırakmayacak kadar agresifseniz doğru yerdesiniz. İki yazınızı yollayın.

kariyer.net’de hazırladığım CV’yi yollu yorum, dilerseniz yazıda yollaya bilirim?

Bağlaç olan da / de kardeşlerin geleceği hakkında endişeliyiz. Ayrılsınlar, ayrılmasınlar, TDK kaderlerini nasıl yazdıysa öyle olsun diyerek, yukarıda gördükleriniz de dahil olmak üzere bütün yazım yanlışlarını kınıyoruz, ikincil olarak da kariyer.net’den lütfen CV yollamayın. Burası devlet dairesi veya onedio değil. Tekrar tekrar rica ediyoruz, yazısız başvuru yapmayın. Kavun karpuz seçerken bile gidip tak tuk meyveleri elliyorsun, gelen sese göre alıyorsun değil mi? Bir karpuzcu size gelip “Ablam CV’mi yolluyorum, hala karpuz almak istersen ileri bir zamanda karpuzları da gösterebilirim” dese, anında 14 Haziran 2016 Karpuzcu Rezaleti diye başlık açarsınız değil mi? Neyse derdimizi anladınız sanırım. İki yazı.

E ne veriyorsunuz peki?

İşte geldik en sevilen bölüme… İlanın başında yer alan “Benim işim bu değil ki?” cümlesinin ne olduğunu biliyor musunuz? Biz maalesef biliyoruz ve bu iki taraf için de üzücü olan cümleyi yeni yazarımızdan 3 ay sonra duymamak için önce verdiklerimizi sıralıyoruz: iyi bir içerik yazarı maaşı, sigorta, yemek kartı, yerli yersiz her konsere ve festivale ücretsiz giriş ve ilk yabancı içki. İlk yabancı içki biraz yalan, artık onu da siz alın diyor, istediklerimizi de baştan peşin peşin anlatıyoruz:

Sabah 10.00’da ofise gelirsin, kahveni koyarsın (fonksiyonel bir alkoliksen kalem bira da koyabilirsin ama koymazsan da fena olmaz, sabah 10’da Üvey Baba gibi içmeye gerek yok) ve sana felaket benzeyen 5 – 10 arası değişen sayıdaki insanla “Karaköy’de yürürken bir de baktın denize Kıraç ve Nickelback’in at solisti düşmüş, çırpınıyorlar, hangisini kurtarırsın?” gibi pis muhabbetler eşliğinde yazı yazma kıvamına gelirsin.

Bizde olan sosyal medya hesapları ve projelerin günlük paylaşım takvimine göre içerik dağılımı yapılır, bir iki saat içinde bu içerikler tıkır tıkır yazılır, sosyal medya hesapları işletilir, mail’lar erir, bir de bakmışsın günün kalanı boşalmış.

Günün kalanında Play Tuşu’na makale, haber, albüm kritiği yazabilir, röportaj veya boş ama pek hoş projelerle uğraşabilir veya eşin dostun övdüğü ama aslında bokum gibi olup yirmi sene öncenin müziğini bile yapamayan herhangi bir Türk grubun albümünü dürüstçe değerlendirebilirsin yani göte göt diyebilirsin. Gonzo’yu utandırmayacak bir tarzın varsa ne halt yemek istiyorsan ye, yeter ki kalemin kuvvetli olsun, korkma ve ana akım medya ve insanların yazdıklarını umursama.

Shaun of the Dead’imize Hot Fuzz, Fela Kuti’mize Femi, Less Than Zero’muza Imperial Bedrooms olup, Play Tuşu Rakı Special’ımızda ilk 70’lik bittiğinde “Ya bu sefer 35’lik mi söylesek?” diyen temkinlinin ağzını kıracak birini arıyoruz.

Zaten bu ilanı okuyup da küfretmiyorsan doğru kişisin, seni [email protected]’da bekliyoruz. İki yazı!

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM