DUMANI ÜSTÜNDE

ARABADAN İNMEDEN BABYLON SOUNDGARDEN’IN TADINI ÇIKARMAK

Biraz müzik, biraz çarkıfelek

9 Eylül Cumartesi günü keyfimiz çok yerindeydi. Bir önceki gece enfes bir Jens Lekman konserini devirmiş, İsveç’in tüm tatlılığını bünyesinde barındırmış güzel bir adamla Garaj‘da buluşmuş, sevdiğimiz şarkıları güzel insanlarla birlikte dinlemenin keyfine varmıştık. Önümüzde de Babylon Soundgarden 2017 ve bir önceki geceye benzer bir gün geçirecek olmanın heyecanı vardı.

Babylon Kilyos‘a varınca arabamızı alanın yukarı tarafında bulunan otoparka bırakıp ve servisle aşağıya geçtik. Geldiğimiz arabayı bırakıp servisin kalkacağı tarafa doğru yürürken bizim ekipte yavaştan “Niye arabayı içeriye almıyorlar ki?” huysuzlanmaları başlamıştı. Henüz bilmiyorduk; ama bu huysuzlanmalar birazdan yaşayacağımız deneyimle buharlaşıp uçacaktı.

Ne diyorduk? Arabayı bıraktık, servise doğru yöneldik. 2-3 km boyunca engebeli yollardan geçerek giderken bizim arabalık bir durum olmadığını zaten anlamıştık. “İyi ki getirmemişiz, rezil olurmuşuz.” cümlesini ise ilerleyen saatlerde sarf edecektik. Hepsine geleceğiz, az daha sabır.

Ana Sahne’ye doğru yönelirken müzik henüz başlamamıştı. Ne yapabiliriz diye etrafa attığımız bakışlar sonucu gözümüze kestirdiğimiz, önündeki çarkıfelek ve etrafında eğlenen envaiçeşit insanla Ford Fiesta standı oldu.

Sürpriz hediyelerden birini kazanma şansı veren çarkıfeleğin önündeki kitleyle bir süre vakit geçirip kendi denememizi yaptıktan sonra hemen yanda duran arabaya yöneldik; zira onun da etrafındaki ekranlarda sürekli bir şeyler dönüyordu, içindekiler kıpır kıpırdı, gelen müzik durmak bilmiyordu.

Fiesta’nın içini bir karaoke mekanına çeviren Ford, bir tablet yardımıyla katılımcılara şarkı seçtiriyor, sonra da kendi performanslarını #FiestaİleBirBaşkaMüzik etiketiyle paylaştırıyordu. İyiydi, hoştu, yalnız mesele bununla sınırlı değildi. Ana Sahne’nin karşısındaydık, oradan bir yandan devam eden soundcheck’in sesleri gelirken ondan doğan boşlukta çalan farklı müzikler de hiç boş alan bırakmıyordu. Özetle dışarıdan gelen müzik hiç susmuyordu. Ancak buna rağmen Fiesta’nın karaoke’sinin sesi bir başkaydı. İşin sırrını etraftaki “bilen abi”lere sorduk, öğrendik: B&O Play Ses Sistemi. Hah, işte ondan bizim o noktada aşağıya inmeyi hak etmediği konusunda hemfikir olduğumuz arabamızda yoktu.

Standda bulunan çarkıfelek zaten aynı isimli programla büyümüş kuşak için nerede görse yapışacağı bir arzu objesiyken Yeni Fiesta’nın cayır cayır ses sistemi, arabanın içini başlı başına bir festival alanına çevirmeye yetiyordu. Biz de onlar standı kapatıp bizi kovana kadar orada kaldık, arabanın içinde müzik dinledik, şarkılara eşlik ettik, çark çevirdik, fazla cıvıdığımız zaman dahi hoş karşılayan insanlarla muhabbet ettik, festival sonrası da kendi arabamızın tırt sesinden bir şarkı dinlerken herkesin birbirine “Bir punduna getirip ‘Alırsın Ford, olursun lord’ şakası yapsam komik olur mu?” bakışları attığı bir yolculukla döndük.

Festivalin bizim adımıza diğer ön plana çıkan isimleri; adını duyduğumuzdan beri bize heyecan veren ve festival line-up’ında en çok merak ettiğimiz The Drums, Rockabye Baby’de Cizreli Mehmet’i sahneye çıkaran Anne-Marie, Ankara ve Ankaralıyla olan gönül bağımızı şarkılarında doğrudan duyduğumuz ve Türkçe rap’te bir Kendrick Lamar havası yakalamaya yaklaşan Ezhel, bir de gerçek anlamda “Bambaşka bir dünyada çalışıyor”muş tadını yansıtırken trip-hop, R&B ve elektroniği bir araya getiren parçalarıyla festivalin en akılda kalıcı performansına imza atan Sevdaliza oldu.

İşte Babylon Soundgarden 2017 bizim için böyle geçti.

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM