DUMANI ÜSTÜNDE

OKUDUĞUMUZU ANLADIK MI VE LİNÇ KÜLTÜRÜNDE BUGÜN: QUEEN

Çizgili t-shirt’lü dayıların birbirini bir World War Z evrenindeymişçesine ezip geçtiği bir sahne düşünün. Çizgili t-shirt nereden geldi diyorsanız, duvarın başında bedava künefe dağıtıldığını düşünün. İşte bu nezih mi nezih, medeni mi medeni kalabalığın çatında şu anda biz varız. En son baktığımızda 110.000 civarında görüntülemede olan aşağıdaki tweet’ten bahsedelim ve biraz laflayalım:

Öncelikli olarak “Okuduğumuzu Anladık Mı?” kısmına girip bakacağız, sonrasında genel bir eleştiri ve toplumumuzda Ytong gibi yer edinmiş kin kusma yarışı, araştırmaktan veya farklı bir fikir duymaktan korkmayla birlikte 50 evladiyelik albüm önerisiyle kapanışı yapacağız. “Yazı çok uzun okumayacağım” diyenler varsa, Queen konusu -müzik tarihinde sadece bir grup özelinde olduğu için inanılmaz önemsiz bir konu dahi olsa- hala fikrimizin %100 arkasındayız.

Birinci Bölüm: Okuduğumuzu Anladık Mı?

En kolay ve aslında en zor kısmı başa aldık. Türkiye’deki müzik dinleme alışkanlıklarını, sevilen sevilmeyen isimleri, inanılmaz tapılan grupları ve ülkemize geldiğinde peynir ekmek gibi bilet satabilecek potansiyele sahip sanatçıları birinci ağızdan bulabilmek için son bir haftadır kullanıcılarımızı ufak ufak dürttüğümüz, ucu açık anket tweet’leri atıyoruz.

Bu gönderilerimiz genelde 60.000 civarında görüntülenme alıyor ve gerçekten çok değerli bilgileri yazar kasa gibi önümüze atıyor. Burada rakam verirken “Bakın ne güzel etkileşim alıyoruz” değil kastımız. Zaten kısıtlı ufak bir kümeye hitap ediyoruz, bir milyar insan Twitter’dan bizi takip etse mutlu mu oluruz? Hayır.

“Radiohead Türkiye’ye gelsin” tweet’i değerli de “Queen’e laf atarsanız ofisi basarız, kesin lan” tweet’i değersiz mi? Evet değersiz çünkü maalesef fevri olarak Twitter’da okuduğumuzu anlamakta güçlük çekiyor, cevap verirken de maalesef holiganları andıran saldırgan bir refleksle tepki gösteriyoruz.

Overrated, bir grup üyelerinin çoluğunu çocuğunu kaçırmak, köpeğini öldürmek, başımıza John Wick belasını almak demek olmuyor. Overrated bir hakaret sıfatı değildir. “Çok değerli ama bu kadar büyük bir fenomene dönüşmesine katılmıyorum” demektir. Kişisel bir görüş -bizde tüzel oluyor- olarak düşüncemiz şu: “Çok iyi, muhteşem, şahane, gelmiş geçmiş en iyi grup, asrın grubu” gibi kavramlar da kişiden kişiye değişirken, bizce dünya müzik tarihinde onlarca, yüzlerce, binlerce sanatçı varken bizde bu kadar fanatikçe idolleştirilmesini anlayamadığımız ve katılmadığımız anlamına geliyor. Fikir. Bu bir fikir. Düşünce özgürlüğü gibi konulara dalmayacağız, buraya girdiğimiz anda çünkü daha da enteresan yerlere gidecek konu.

Gelin bir ikinci yanlış anlaşılmaya gelelim. “Oasis mi, Queen mi?” diye bir soruyu da kapsamıyor bu tweet. Bizce ikisi de overrated, sizin en overrated iki grubunuz kim diyoruz. Aralarından et mi balık mı söylüyoruz diye bir soru yok. Sen kendi düşünceni getir, nedenleriyle veya nedensiz oturup tartışalım, siyaset dışında bir konuda provakatif veya değil konuşalım istedik. Linç başladı.

İkinc Bölüm: Eleştiri / Coşku

1999 yılında Shakespeare in Love, 7 Oscar ödülü aldı. Evet 7.

Ülkemizde de felaket sevilen Sixto Rodriguez, “Searching for Sugar Man” filmi yayınlanana kadar bir ufak oturma odasını dolduracak kadar insana bile çalamıyordu.

Konumuz biraz şununla da alakalı, 1999 yılında düzenlenen Oscar gecesinde bir prodüktör çıkıp Shakespeare in Love filmini açıkça eleştirse, herhalde uzun bir süre telefonlarına kimse çıkmazdı. Fakat haklı mı haksız mı diye bir tartışma yüz yıl sürse bitmez çünkü bu gerçekten onun fikri. 2005 yılında Rodriguez’i dinleyip “Bu ne lan gıy gıy, sıkıldım” diyen insana da ne denir biliyor musunuz?

Genel olarak sevilen ve ödüllerle yüceltilen bir sanat eseri veya sanatçı aslında ne kadar başarılıdır? Evet yine döndük dolaştık geldik sanat için mi tavuk yoksa toplum için mi yumurta kavramına…

Biz, “Her ikisi de” diyoruz. Genel sebebi de şu, dünya üzerindeki her şey -evet her şey- eleştiriye açıktır. Burada “Queen overrated bir grup” demek bir hakaret değil, bir düşüncedir, gayet de arkasında durduğumuz bir düşüncedir.

Burada “X overrated bir grup” (X: Radiohead, Rolling Stones, The Beatles, Coldplay, U2) dendiğinde köpürmek, küfretmek, tehdit etmek bir medeniyetsizliktir. Üstüne üstlük asıl hakaretin sözlük tanımı da budur. Bir de “Siz kimsiniz ki böyle bir şey diyebiliyorsunuz?” kısmı var. Ona da geliyoruz…

Üçüncü Kısım: Araştırma

04 Eylül 2018’de başlayan linçle birlikte gerçekten çok güzel zaman geçirdik. Yaş ortalaması küçük olan bir gruptan genelde küfürler yedik, 20’li yaşlarında olan müzik severlerden ortaya karışık tehdit yollandı derken bir de “Siz kimsiniz?” diyen kıyıda köşede bekleyen hater’larımız çok mutlu bir şekilde Ork gibi üstümüze geldiler. Bir gruba, sanat eserine, insana, sanatçıya herhangi bir insan overrated diyebilir, en doğal hakkı. Ama gelin biz 6 yıldır müzik yazmayan, bu işle yatıp kalkmayan insanlar olalım, hiç fikrimiz olmasın, hatta müzikle alakamız bile olmasın… Bir bilene soralım.

Pitchfork: 1996’da kurulmuş, yeni nesil müzik medyasında -sevin, sevmeyin- en prestijli olarak gözüken yayın kuruluşu.

Rolling Stone: 1967 yılında Jann Wenner’ın müzik ve popüler kültüre armağanı olan ikonik yayın. Hunter S. Thompson’ın da oyun sahası olduğundan gözümüzde ayrı bir kredisi vardır.

Ufak bir araştırmayla birlikte Queen’in 15 stüdyo albümlük kariyerindeki ilk 9 albümün -biz zaten müzik yazamıyoruz çünkü Twitter öyle söylüyor- işin ehli olan Pitchfork ve Rolling Stone tarafından değerlendirmelerine şöyle bir bakacağız. Neden 9 albüm olduğuna birazdan geliyoruz…

Queen

Pitchfork: 6.7 // The Rolling Stone Album Guide: 2/5

Queen II

Pitchfork: 7.9 // The Rolling Stone Album Guide: 2.5/5

Sheer Heart Attack

Pitchfork: 9 // The Rolling Stone Album Guide: 3/5

A Night At The Opera

Pitchfork: 8.9 // The Rolling Stone Album Guide: 3.5/5

A Day at the Races

Pitchfork: 6.6 // The Rolling Stone Album Guide: 2/5

News of the World

Pitchfork: Değerlendirilmemiş // The Rolling Stone Album Guide: 2.5/5

Jazz

Pitchfork: Değerlendirilmemiş // The Rolling Stone Album Guide: 2/5

The Game

Pitchfork: Değerlendirilmemiş // The Rolling Stone Album Guide: 3/5

Flash Gordon

Pitchfork: Değerlendirilmemiş // The Rolling Stone Album Guide: 2/5

Genel Ortalama: Pitchfork: 7.6/10  The Rolling Stone Album Guide: 2.5/5

 

“Profesyonel olarak bu işi yapan insanlar ve dergiler da yanılıyor, zaten anlamıyorlar, stadyumlar full ama…” dediğiniz anda zaten “Size gerekli cevabı sandıkta vereceğiz” demekten hiçbir farkı kalmıyor bu işin.

“Boş yapma admin, git Radiohead öv” diyenleri de kırmadık, gelin bir de Radiohead’in 9 albümlük kariyerlerinin ortalamalarına bakalım. Evet neden 9 albüm incelediğimiz ortaya çıktı.

Pablo Honey

Pitchfork: 5.4 // The Rolling Stone Album Guide: 2/5

The Bends

Pitchfork: 10 // The Rolling Stone Album Guide: 5/5

OK Computer

Pitchfork: 10 // The Rolling Stone Album Guide: 5/5

Kid A

Pitchfork: 10 // The Rolling Stone Album Guide: 5/5

Amnesiac

Pitchfork: 9.0 // The Rolling Stone Album Guide: 4.5/5

Hail to the Thief

Pitchfork: 9.3 // Rolling Stone: 4/5

In Rainbows

Pitchfork: 9.3 // Rolling Stone: 4.5/5

The King of Limbs

Pitchfork: 7.9 // Rolling Stone: 4/5

A Moon Shaped Pool

Pitchfork: 9.1 // Rolling Stone Album Guide: 4.5/5

Genel Ortalama: Pitchfork: 8.7/10  Rolling Stone: 4.2/5

 

Çıkan sonuçlar Radiohead Queen’i döver mi diyor? Hayır.

Radiohead, Queen’den daha iyi grup mu? Hayır

Queen, Radiohead’den daha iyi grup mu? O da hayır.

Bu bir nevi “Monet, Picasso’yu kündeye getirir. Büyük kavgada Basquiat var ya Magritte’in ağzını burnunu kırar. Hagi’ye laf yok, ben 3 sene amatör kümede top oynadım, adamı keserim” diye uzar gider.

İşinin uzmanlarından Rolling Stone, Queen’in stüdyo albümlerine ortalama 2.5 (Geçer ile Orta karışımı) veriyor…

Knebworth’te canlı olarak 120.00 kişi Queen izliyor ve konser tarihin en dolu 20 konserinden biri olarak tarihe geçiyor…

E peki bu bilgiler, herhangi bir konuda kesin sonuç çıkartıyor mu? Hayır. Bizce Queen overrated, bizim fikrimiz sonuçta bu, gayet de hala arkasındayız.

Dördüncü Bölüm: Bu Sevda Bitmez 

Müzik ucu bucu açık, dibi olmayan saçma sapan bir kuyu. Bu kuyuya düştükçe daha da büyülenmemek elde değil. Bir sene önceki haline bakıp “Piu, neler bildiğimi düşünüyormuşum, iyi yeni şeyler öğrendim” demediğin bir sene geçiyorsa zaten araştırma, dinleme, öğrenme ve tekrar etme yetin yavaş yavaş kayboluyor demektir. Bu iyi bir şey de değil, kötü bir şey de değil.

Biz Queen de tabii ki seven, İsmail YK da dinleyen kafası karışık, yeni nesil bir müzik sitesi ve ajansıyız. 6 senedir böyleyiz, zaten nefret eden uzakta nefret ediyor, afiyetle yediğimiz linçten sonra yeni gelen arkadaşlara güzel bir 50 albüm listesi hazırladık. Bilmediğiniz ne kadar çok albüm varsa o kadar mutlu olacağız, seneye de “Piu, neler bildiğimi düşünüyormuşum, iyi yeni şeyler öğrendim” diyerek bir 50 daha hazırlarız, en doğal hakkımız olan düşünce özgürlüğümüz ve farklı fikirlerimizle yine bildiğimizi okumaya da devam ederiz. Linç eden de etsin, siz de öyle mutlu oluyorsanız ne mutlu size.

  • Max Roach – Drums Unlimited
  • Nick Nicely – Psychotropia
  • Witch – Movin’ On
  • The Lyman Woodard Organization – Saturday Night Special
  • Liquid Liquid – Slip In and Out of Phenomenon
  • Yello – Solid Pressure
  • Pete Shelley – Homosapien
  • Quasimoto – The Unseen
  • Babe Ruth – First Base
  • Johnny Dyani – Witchdoctor’s Son
  • Abdou El Omari – Nuits d’Eté avec Abdou El Omari
  • Herb Alpert – Rise
  • Airto Moreira – I’m Fine, How Are You?
  • Bentley Rhythm Ace – For Your Ears Only
  • Albert Ayler – Portrait
  • Brian Protheroe – Pinball
  • Jan Hammer Group – Melodies
  • Harumi – Harumi
  • Soft Machine – Third
  • Gerry Rafferty – City to City
  • The Modern Lovers – The Modern Lovers
  • Alan Hull – Pipedream
  • Stelvio Cipriani – Concorde Affaire ’79
  • Jorge Ben Jor – A Tabua De Esmeralda
  • Leon Russell – Carney
  • Dion – Born to be With You
  • Gina X Performance – Nice Mover
  • Le Carousel – Le Carousel
  • The Lounge Lizards – Voice Of Chunk
  • John Lurie – The Legendary Marvin Pointiac
  • Moondog – More Moondog
  • Julie London – Around Midnight
  • Clutchy Hopkins – The Life of Clutchy Hopkins
  • Cymande – Cymande
  • D’Angelo -Voodoo
  • Outkast – Aquemini
  • Madvillain – Madvillainy
  • Digable Planets – Reachin’ (A New Refutation of Time and Space)
  • J Dilla – Donuts
  • Jack DeJohnette – Oneness
  • György Ligeti – Atmospheres
  • Aldous Harding – Aldous Harding
  • Asha Puti – Asha Puti
  • Aşık Emrah – Almanya’dan Gitmez Bu Hasret
  • The Babe Rainbow – The Babe Rainbow
  • Siddhartha – A Trip To Innerself
  • Madrugada  – Grit
  • Tatu Fly? – Somewhere Around Nowhere
  • Erkan Oğur, İsmail H. Demircioğlu – Anadolu Beşik
  • Pharoah Sanders – Africa

Sonuç olarak, gelin güzel güzel fikir tartışalım, yeni bir şeyler öğrenelim, eski müzikler ve ustalar konusunda fikir ayrılıklarımız olduğunda sabaha kadar tatlı tatlı konuşalım. Kızıp, belli kalıpların dışında çıkamayarak saldırdığımızda kızdığımızla kalıyoruz, çok da mantıklı bir şey yapmamış oluyoruz sanki, değil mi?

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM