2016’NIN EN İYİ 25 FİLMİ

İşler planlandığı ahenkte gitmediğinde küfürbazlaşan insanların kulağını sıkça çınlattığı 2016 senesi, sinema için hiç de kötü değildi, en azından herhangi bir sinema bağımlısından “Ya uf bitsin artık bu sene ya uf.” gibi ergen irisi bir cümle duymadık. Peki duymadık da ne oldu diye mi soruyorsunuz? Bir nevi eski jenerasyonun, yeni jenerasyona devir teslim töreni gibi bir seneye şahit olduk. Almodóvar, Loach, Jarmusch, Coen Kardeşler ve Linklater gibi 50 sene sonra sinema okullarında filmleri toy öğrencilerin kafasına vurula vurula gösterilerek vizyon saçacak yönetmenlerin açtığı yolu duble yol yapan yeni nesil yönetmenler, rüştlerini tam anlamıyla ispatladılar. Maren Ade yılın en “Aslında bir numara yok ama roket gibi de iyi” filmiyle döndü, Andrea Arnold eski sıkletine çıktı, Denis Villeneuve Nolan’ı net tartaklayacağını gösterdi, Tom Ford göğüs ağrıtan vizyonuyla alkışlandı, Nicolas Winding Refn‘ın içine reklam çeken bir Bergman kaçtı derken 2016 kulağımıza bayıldığımız bir şarkıyı fısıldadı: The Times They Are A-Changing… Eski iyidir hoştur, ustalar da bir hareket yaparlar dünya şaşar kalır ama yeni sınıf biraz daha heyecanlı bir yıl yaşattı bize, eminiz ki devamı da gelecek. Buradan kendimize de ufak bir pay çıkartmamızda hakkımız var diye düşünüyoruz. İşbu görmüş olduğunuz mikrositeler bizim velinimetimiz. 2017 senesine geldiğimizde iki kıçıkırık GIF koyup, üç tane fotoğrafı alt alta dizince maalesef onun adı içerik olmuyor. Kültür sanata, pop kültüre bu kadar önem veriyorsak ve yaşamış olduğumuz distopik dünyada keyif aldığımız üç beş şeyden birisi kuvvetle, aşkla buysa, elimizi taşın altına sokmamızın tam zamanı. Filmlerin içine girip (o kutucukların içi dolu) yazılarını okuduktan sonra öneriler ve fragmanlarla boğuştuğunuzda siteyi bitirmeniz yaklaşık 80 dakika tutuyor, herkese iyi okumalar, iyi paylaşmalar, çok daha güzel film izlemeler.

Not: Bu mikrositelerden haftada iki tane yapmaya başlıyoruz, bir yere not edin. Ya da etmeyin, sizin telefon aramanız…