biz bu dikkati nasıl toplayacağız?

biz bu dikkati nasıl toplayacağız?


bütün bunların hangi birine odaklanacağız?


Dikkat tükenebilen, kıt bir ekonomik kaynaktır; hayatınız boyunca dikkat verecek çok fazla şeyiniz vardır. Haberler ve sosyal medya gibi hayatın modern dikkat dağıtıcıları, evrimsel olarak tasarlanmış dikkat sürelerimizi aşmış durumda. Nörobilimci Amishi Jha‘ya göre, günde 12 dakikalık farkındalık eğitimi dikkat sistemlerinizi güçlendiriyor.

 

Bu his size tanıdık geliyor mu? Odaklanamıyorsunuz. Mesela kitap okurken kendinizi bilincin çöllerinde yapayalnız kalmış, sayfalarca okumuş fakat anlamamış buluyorsunuz. Bir anlık sıkılıyor, bunalıyor ve her iki durumda da strese giriyorsunuz. Yapmamanız gereken hatalar yapıyor ve saatlerce bunların üzerinde duruyorsunuz. Üretken olmaya çalıştığınızda, mesajlarınızı kontrol etmeden, gelecekteki bir görevden korkmadan veya bir şeyi kontrol etmek için başka bir beyin odanıza dalmadan beş dakika bile geçiremiyorsunuz. (Bildirim mi geldi?)

 

Sinirbilimci Amishi Jha, Peak Mind adlı kitabında önemli bir gerçeği göstermek için bu girizgahla başlıyor: 

 

“Yalnız değilsiniz. Çoğu insan iş yerinde konuşkan bir meslektaşı tarafından rahatsız edilmeden üç dakika bile geçiremiyor. Öğrenciler sosyal medya ve diğer dijital dikkat dağıtıcı unsurların cazibesinin derslerini önemli ölçüde aksattığını belirtiyor.”

 

“Kim olursanız olun ya da ne iş yaparsanız yapın, hepimizin beyninin işleyişinde bazı evrensel kalıplar gördüm. Hem ne kadar güçlü bir şekilde odaklanabildiklerini hem de dikkat dağınıklığına karşı ne kadar olağanüstü derecede savunmasız olduklarını.”

 

Jha’ya göre bu çıkmazın temelinde dikkat ve ondan kopabileceğimiz pek çok yol yatıyor. Tükenmiş dikkat zihinsel bir sis yaratır. Kaçırılmış dikkat kaygı ve endişe olarak kendini gösterir. Parçalanmış dikkat odaklanma yeteneğimizi paramparça eder. Bağlantısız dikkat bizi başkalarından koparır. Her bir dikkat rahatsızlığı, etrafınızda olup bitenlerle senkronize olamamanıza neden olur; ne düşündüğünüzü, nasıl hissettiğinizi, ne öğrendiğinizi, nasıl tepki verdiğinizi ve başkalarıyla ilişkilerinizi etkiler.

 

Kısacası, dikkat sadece odak noktanızın nerede olduğuyla ilgili bir mesele değildir. Hayatınızı nasıl karşıladığınızı ve onu nasıl deneyimlediğinizi şekillendiren içsel bir güçtür.

 

Dikkat: Bilişsel bir para birimi

 

Jha kitabında dikkati bir para birimine benzetiyor. Siz onu başkalarına verebilirsiniz, onlar da size verebilirler. Bunu başkalarından talep edebilirsiniz: “Bana dikkatinizi verir misiniz lütfen?” 

 

Talep şart değil. Bu para birimi de ötekiler gibi çalınabilir.

 

Bu bağlantı mecazi olmaktan çok daha fazlasıdır. Dikkat kıt bir ekonomik kaynaktır; Bir kişiye, tweet’e, hayale ya da TV programına odaklandığınızda, dikkatinizin bir kısmını harcamış olursunuz. Onu asla geri alamazsınız ve başka bir yerden de sağamazsınız. Aynı şey cüzdanınızdan çıkan 200 liralık banknotlar için de geçerlidir.

 

Ancak tıpkı o banknot gibi, dikkat de temelde bir değişim aracıdır. Sizinki karşılığında sevgi, bilgi, eğlence, kendini anlama ve çok daha fazlasını satın alabilirsiniz.

 

Evrimsel hayat sigortası

 

Bu bilişsel para birimi beyninizin dikkat sistemi aracılığıyla alınıp satılır. Bu sistem, dikkat dağıtıcı düşünceler ve zihinsel gevezeliklerin yanı sıra çevreden gelen gereksiz sesleri, görüntüleri ve sesleri filtreler. Bu sistem olmadan hiçbir şeye odaklanamazsınız. Bilinçli zihniniz uyaranları filtrelemeseydi, RAM’i aşırı yüklenmiş bir bilgisayar gibi, kendisini bombardıman eden büyük miktarda bilgi yüzünden dururdu.

 

Yine de bu dikkat sistemi kusursuz değildir. Çevresinde yeni, heyecan verici, tehdit edici veya kendisiyle ilgili bilgilerle karşılaştığında dikkati kolayca dağılır. Bu dağılmalar bir kusurdan öte, evrimsel tasarımın özelliğidir. 

 

Örneğin, bir Afrika nehrinde zıpkınla balık avlayan eski bir insan olduğunuzu düşünün. Dikkatle ışıltılı suya odaklanmış, itiş gücünüzü bükülen ışığı hesaba katacak şekilde ayarlamaya çalışıyorsunuz. Birden gözünüz çevrede bir şey yakalıyor. Uzun, kahverengi ve suyun içinde yarı batık halde hareket ediyor.

 

Dikkat sisteminiz odağını bozacak ve bu potansiyel tehdide doğru yönelecektir. Eğer bu bir kütükse, dikkatinizi çok az verirsiniz ve balık tutmaya geri dönebilirsiniz. Ama bu bir Nil timsahıysa, o zaman dikkat sigortanız büyük bir ödeme yapmıştır. Dikkat dağınıklığı hayatınızı kurtarmış demektir. 

 

Dikkat kırmızısında yaşamak

 

Dikkat dağınıklığının da kendine göre faydaları olsa da, bugün hayatımızın her daim var olan bir niteliği ve en çok ihtiyaç duyduğumuz anda bizi işimizden gücümüzden ediyor. Jha’ya göre bunun nedeni dikkatin güçlü olduğu kadar kırılgan olması. Stres, tehditler ve olumsuz ruh halleri tarafından kolayca kırılabilir. 

 

Bu saydığımız unsurlar da faydalı olabilir. Stresin eustress adı verilen olumlu bir tarafı vardır. Bir şeyi başarmanız için sizi motive eden düşük-orta seviyedeki strestir. Bu olmadan, hiçbir güdünüz olmaz ve her gün sıkıcı bir sükunet içinde geçer.

 

Benzer şekilde, olumsuz bir ruh hali de bir şeylerin yanlış gittiğine işaret edebilir. Bu tedirginlik sizi sorunu çözmeye ve duygusal durgunluğu ortadan kaldırmaya itebilir.

 

Ancak modern dünya bu güçleri yararlılık sınırının ötesinde aşırı yüklemiştir. Stres sıkıntıya dönüşmüş, olumsuz ruh halleri kronik melankoliye dönüşmüş ve tehditler aşırı derecede ön plana çıkmıştır. Bu aşırı yüklenmenin birçok nedeni var, ancak öne çıkanlardan biri dikkat ekonomisi.

 

Teknoloji şirketleri, haber medyası ve siyasi oyuncular artık dikkatin bir kaynak olduğunu kabul ediyor ve bazı açılardan onu paradan daha değerli görüyor. Berkeley Economic Review sitesi, “Ekonomimiz ilgiye daha bağımlı hale geldikçe, değişim aracı eskinin sahiplerinden yeninin sahiplerine doğru akıyor” diye yazıyor.

 

Dikkatin değeri göz önüne alındığında, şirketlerin evrimin açık bıraktığı dikkat çekici arka kapıları hedef alan ürün ve hizmetler geliştirmesi şaşırtıcı değil.

 

Örneğin haber kuruluşları, tehdit ve trajedi içeren manşetleri tercih ediyor. Bunun nedeni, tehditleri değerlendirmek ve ne yapılabileceğini belirlemek için yaratılmış olmamızdır. Esasen, hikayenin bir kütüğü mü yoksa bir timsahı mı temsil ettiğini bulmamız gerekiyor. 

 

İnsanlar eskiden günlük dikkatlerinin bir kısmını haberlere verirdi; ya sabah gazeteyi okur ya da akşam yayınını bir saat izlerdi. Ancak 7/24 haber yayını çağında bu dikkat maliyetini gün boyunca ödüyoruz. Zamanla zihinsel enerjimizin büyük bir kısmını tüketir hale geliyor, yine de başka bir şeye odaklanmamız gerekirken bile haber akışlarımızı tehditler için kontrol etmeye devam ediyoruz. Siyasiler de gazla, tehditle, başkalarının hayat tarzına karışarak kitlelerini harladıkları ve varlıklarını sürdürdükleri için sistem kendisini besliyor. 

 

Dikkatimizi vermediğimiz sürece, özen göstermeyi deneyimleyemeyiz ve verdiğimiz özeni genişletemeyiz. 

~ Amishi Jha

 

Dikkatinizi eğitin

 

O halde çözüm kendinizi stres faktörlerinden uzak tutmak, sosyal medya ile bağlantıyı kesmek ve haberlerle ilgilenmemeyi seçmek mi?

 

Jha, “Benim cevabım yankılanan bir hayır,” diye yazıyor. “Birçok stres faktörü kaçınılmazdır, diğerleri ise tatmin ve başarı yolculuğumuzun bir parçasıdır. Eğer onları ortadan kaldırırsak kendimizi sınırlamış oluruz.”

 

Dikkat hem güçlü hem de kırılgan olsa da, üçüncü bir özelliği daha var: Farkındalık yoluyla eğitilebilir. Egzersizin bedeni eğitmesi gibi, farkındalık da meta-farkındalığınızı, yani farkındalığınızı nereye yerleştirdiğinizin farkında olma becerinizi güçlendirerek zihni eğitir.

 

Meta farkındalığınız ne kadar güçlü olursa, dikkat sisteminiz üzerinde o kadar fazla kontrol sahibi olursunuz. 

 

Jha, araştırması sayesinde farkındalığın “minimum etkili dozu” olarak adlandırdığı şeyi keşfetti. Ekibi, günde 12 dakika veya daha uzun süre farkındalık pratiği yapan laboratuvar katılımcılarının dikkat ve ruh halinin objektif ölçümlerinde faydalar gördüğünü tespit etti. Daha az süre pratik yapanlar ise fayda görmedi.

 

Peak Mind’da Jha, okuyucuların farkındalık alışkanlıklarını geliştirmelerine yardımcı olmak için dört haftalık bir rejim ortaya koyuyor. Ancak röportajında Jha, dağılan dikkat sisteminizi tekrar çalıştırmak için hemen şimdi yapabileceğiniz bir egzersiz paylaştı. Basitçe şu adımları izleyin:

 

  1.  Bedeninize yerleşerek başlayın.
  2.  Oturduğunuzu ve nefes aldığınızı fark edin.
  3.  Eğer kendinizi rahat hissediyorsanız, gözlerinizi kapatın.
  4.  Şunu sorun: Nefesime en aktif şekilde bağlı olan şey nedir? Burun deliklerimden girip çıkan havanın serinliği mi? 
  5.  Odağınızı bu his üzerine yönlendirin.
  6.  Dikkatinizin dağıldığını fark ederseniz, onu tekrar nefesinize yönlendirin.

 

Bu egzersiz saçma derecede kolay görünüyor. Hatta belki biraz sıkıcı. Ancak muhtemelen zihninizin sık sık nefes alma duyumunuzdan uzaklaştığını fark etmişsinizdir. Bitmemiş bir proje için endişelenirken ya da en sevdiğiniz aktivitenin tadını çıkarırken dikkatiniz kendini kaybeder. Durum ne olursa olsun, bu sizin açınızdan bir başarısızlık değildir. Bütün mesele odağınızı tekrar nefese yönlendirmektir. Dikkat sürenizi güçlendirmenin anahtarı budur.

 

“Zihinler dolaşır. Bu beynin yaptığı doğal bir şeydir. Zihnimiz uzaklaştığında, onu nazikçe geri getirin. Basitçe yeniden başlayın”