martin scorsese’nin letterboxd listelerini didikliyoruz

martin scorsese’nin letterboxd listelerini didikliyoruz


sinemayı açık ara en çok seven insansın


Killers of the Flower Moon gösterimdeyken sinemaseverlerin sosyal platformu Letterboxd’da üyelik açan Martin Scorsese, son filminin yanında güzel eşlik edebilecek filmleri yine Letterboxd üzerinden listeledi. 

Şuradan ulaşabilirsiniz.

Diğer bir listesi ise kendi şirketinin korumaya alıp restore ettiklerinden oluşan 894 film. Hiç kimse sinemaya Martin Scorsese kadar değer veremez. Sinema filmlerinin korunması ve restorasyonunu desteklemek amacıyla 1990 yılında kurduğu The Film Foundation‘daki çalışmaları sayesinde, kendisi ve ekibi binden fazla klasik eseri eskimekten kurtardı. Son destanı Killers of the Flower Moon’un gösterime girmesinin ardından, üretken yönetmen bu asil görevi sürdürmek için Letterboxd’a katıldı. 

Ona da şuradan tık tık. 

Elbette, Scorsese’nin film takdiri tutkusu Letterboxd’dan çok daha öncesine dayanıyor: 1995 yılında, kendisini bugün olduğu kişi yapan filmler hakkında anekdotlar, tarihsel bağlam ve açıklayıcı içgörüler paylaştığı üç bölümlük bir dizi olan A Personal Journey with Martin Scorsese Through American Movies‘i sunmuştu. 

 

David Grann‘ın 2017 tarihli aynı adlı gerçek suç kitabından uyarlanan Killers of the Flower Moon, 1920’lerde Oklahoma’daki Osage’da, Amerikan yerlilerinin petrol zenginliğini hortumlamak isteyen açgözlü beyazların işlediği sistematik cinayetlerle ilgili olarak o zamanlar çiçeği burnunda olan FBI’ın yürüttüğü soruşturmayı ayrıntılarıyla anlatıyor. Filmin merkezinde Osage varisi Mollie Kyle (Lily Gladstone) ve acımasız amcasının (Robert De Niro) emriyle iğrenç suçlar işlemeye itilen çakal yeni kocası Ernest Burkhart (Leonardo DiCaprio) yer alıyor.

Letterboxd sitesindeki makalede listesine aldığı filmleri tek tek açıklayan yönetmen, listesini hazırlarken şu sözlerle tanımlamış:

 

“Farklı filmleri tek bir seçkide bir araya getirme fikrini seviyorum. Çift filmleri, repertuar evlerindeki programları, vitrin sinemalarındaki avangart film akşamlarını izleyerek büyüdüm. Her zaman bir şeyler öğrenir, bir şeyleri yeni bir ışık altında görürsünüz, çünkü her film diğer filmlerle sohbet halindedir. Filmler arasındaki fark ne kadar büyükse, o kadar iyidir.

 

Yıllar içinde, kendi filmlerimi başkalarının onlara ilham veren eski filmleriyle eşleştirmem istendi. Bu talep, seçkileri bir program olarak sunan film festivallerinden geldi. “İlham” ve “etki” terimleri tam olarak doğru değil. Ben onları eşlikçi filmler olarak görüyorum. Bazen ilişki esinlenmeye dayanıyor. Bazen karakterler arasındaki ilişkilerdir. Bazen de filmin ruhudur. Bazen de bundan çok daha gizemlidir. 

 

İşte kendi filmlerimin ve onların sinema tarihindeki yoldaşlarının bir listesi.”