DUMANI ÜSTÜNDE

KARIŞ KARIŞ LA LA LAND

2016'nın en iyi filmi yarın vizyonda!

Yeni bir yıl… Her şeye rağmen, yaşanmış tüm olumsuzluklara rağmen yeni umutların başlangıcını yapıyor. Yeni umutların ufukta olduğuna dair motivasyonumuzda ise iyileştirmeye giden birçok etken mevcut… Bir şarkı, bir kitap, bir konser, bir film…

Film kısmında, tam yeri ve tam zamanında gösterime girecek bir konuğumuz var. Projesi duyurulduğundan bu yana büyük bir beklenti yaratan, film festivallerindeki galaları ve bazı ülkelerde gösterime girmesinin ardından yayınlanan kritikleri ile bu beklentiye fazlasıyla karşılık veren La La Land!

la-la-land-720x360

1985 doğumlu Damien Chazelle’in, 2009 yılında müzikal/drama filmi Guy and Madeline on a Park Bench’le başlayan yönetmenlik kariyeri, yıllar içinde büyüttüğü iki büyük tutkusunun ilk kesişme noktasıydı. İlk başlarda en büyük tutkusu bir film yapımcısı olmakken, Princeton High School’daki öğrenim hayatında müzik aşkı tavan yapan Damien Chazelle, bir caz davulcusu olmak için çabaladı. Ancak kendi açıklamasıyla “Bunun için gerekli yeteneğe sahip olmayan” Chazelle, ilk büyük tutkusuyla baş başa kaldı. Ama bu durum, bugüne kadar yönettiği üç filminin de temeline hayat verdi. 2013 çıkışlı ödüllü kısa filmi Whiplash, aslında Chazelle’in caz davulcusu olmak istediği dönemin bir yansımasıydı. J.K. Simmons’ın canlandırdığı asabi man in black Terence Fletcher, Chazelle’in Princeton High School’daki davul hocasından ilham alıyordu…

la-la-land-2

J.K. Simmons, Johnny Simmons ve Nate Lang’in kadrosunda yer aldığı Whiplash’in kısa film verisyonunda da vardı. Bu kısa filmin başarısı, Chazelle’in uzun metraj Whiplash’inin de önünü açtı. Hem de ne açtı! 2014’te vizyona giren ve J.K. Simmons’la beraber Miles Teller’ın başrolünde yer aldığı yapım, Sundance Film Festivali’ndeki galasının ardından döneminin en önemli sinema olaylarından biri haline geldi. Bir yılda kısa filmden ödül avcısına evrilen Whiplash’in yolu, aralarında En İyi Film’in de yer aldığı 5 dalda Akademi Ödülü adaylığını da beraberinde getirdi. J.K. Simmons, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında ödüle kavuşurken; En İyi Ses Miksajı ve En İyi Kurgu ödülleri de Whiplash’in oldu.

Damien Chazelle’in kariyerinin hemen başında yakaladığı bu dev başarı, haliyle şu soruyu beraberinde getirdi: “Bu başarının devamı gelecek mi?”

GELDİ!

Disney geçmişinde, yani henüz çocukluk döneminde dans yeteneklerini fazlasıyla sergileyen Ryan Gosling, günümüzün en başarılı aktörlerinden biri…

Kariyerindeki her adımı özenle atan, şimdiden kültleşmiş birçok yapımın itici gücü olan; gerektiğinde durgun ifadesiyle birkaç kelimenin adamı olduğu rolleri, gerektiğinde de en ala komedi/drama oyuncusu hüvviyetine bürünen Gosling’in kimyası en çok kiminle uyuşuyor? Bizce bu sorunun net yanıtı Emma Stone!

la-la-land-ryan-gosling-emma-stone-1-1

Gençlik filmlerinde edindiği ufak rollerle büyük yeteneğini belli eden ve kısa süre içerisinde ödül canavarı filmler ve büyük prodüksiyonlara sıçramasını gerçekleştiren Emma Stone, 2011 çıkışlı film Crazy, Stupid, Love.’da La La Land’in provasını yapma şansını yakalamıştı.

5 yıl evvel tasdiklenmiş Ryan Gosling & Emma Stone kimyası, 2016’nın en büyük filmi La La Land’in çıkış noktası haline geldi.

Filmin kritiklerinde karşımıza çıkan yorumlardan belki de en iddialısı şuydu: “Artık böyle filmler yapmıyorlar…”

Bir nevi “Nerede o eski bayramlar…/Bizim zamanımızda…” aromalı bu yorum, o kadar doğru ki!

La La Land’i izlemeye başladıktan 3 dakika sonra bu yoruma ölesiye hak vereceksiniz. Damien Chazelle’in her anlamda; prodüksiyonundan sinematografisine, kurgusundan rejisine “DEV” filmi La La Land, sizlere hayatın temel amacını pompalıyor: “UMUT”

Feel good movie, yani insanı iyi hisettiren filmler klasmanında uzun yıllardır çekilmiş bizce en iyi filmlerden birisi olan La La Land, gösterim tarihinin 30 Aralık olmasıyla yeni yıla pamuk şeker gibi girmenizi garantileyecek en önemli unsurlardan biri!

Her şeyden önce La La Land, neden yılın en büyük filmi?

Hayır… Galasını 31 Ağustos’ta Venedik Film Festivali’nde yaptığı günden bu yana merakla beklendiğinden dolayı değil. American Film Institute başta olmak üzere birçok prestijli kuruluş ve medya devi tarafından yılın filmi seçilmesinden dolayı da değil. Aralarında Critics’ Choice da dahil olmak üzere daha şimdiden birçok önemli ödülü kazanmış olması da değil. En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Film Müziği ve En İyi Şarkı dalında Altın Küre’ye aday olup 26 Şubat’ta sahiplerini bulacak 89. Akademi Ödülleri’nde de benzer bir başarıyı yakalayacak olması da değil…

Filmin açılışını takiben karşınıza çıkan jenerik yazısı bile sinemaseverleri ne kadar özel bir deneyimin beklediğinin habercisi. Ve ardından gelen otoban sahnesi ve bu sahnenin yarattığı “Ben bambaşka bir evrendeyim” hissi. Filmin hemen hemen tümünde yüzünüze yapışacak sırıtma ifadesi, belki de bir sanat eserinin en büyük amacı sayılabilecek “İnsanları bambaşka dünyalara götürebilme” süper gücünün de başlangıcını yapıyor film adına. Kullanılan canlı renkler, her bir karesi tablo haline getirilip baş köşeye asılası sahneler…

LLL d 41-42_6689.NEF

50’ler ve 60’ların haleti ruhiyesinin yansıdığı, dönemin ruhunu sonuna kadar yansıtan dev müzikallerden ilham alan, bir yandan da Damien Chazelle’in caz tutkusunu dört bir köşesine yayan La La Land, bizleri çok kısa süre içinde sinemanın kült çiftleri arasında yer alacak bir çiftle tanıştırıyor: Mia ve Sebastian

Mia ve Sebastian, herhangi birimizin yaşayabileceği/yaşadığı bir hayatın merkezindeler.

Bu hayat, onları yine hemen hemen birçoğumuzun içinde bulunduğu ya da bulunacağı durumlara/seçimlere/zorunluluklara sürüklüyor.

Ancak Chazelle’in alametifarikası, bu bilindik hikayenin işlenişini 10/10’luk bir kıvama getiriyor. Her anında içinde kaldığınız, her daim duygularınızı maksimumda harekete geçiren bir kurguyla, instant classic olmaya hak kazanıyor La La Land…

Konumuz müzikal olunca, filmin müzikleri de büyük önem kazanıyor. Bu noktada filmin en büyük itici güçlerinden biri olan Justin Hurwitz devreye giriyor. Guy and Madeline on a Park Bench ve Whiplash’te de Damien Chazelle’le birlikte çalışan ABD’li besteci, müzikallerin altın çağına zamanda yolculuk yaptıran La La Land’in Doctor Emmett Brown’ı oluyor. 

Critics’ Choice Ödülleri’den En İyi Film Müziği ve En İyi Şarkı, Los Angeles Film Critics Association Ödülleri’nden En İyi Film Müziği, Satellite Ödülleri’den En İyi Şarkı, Washington D.C. Area Film Critics Association Ödülleri’den ise En İyi Film Müziği ödüllleriyle dönen La La Land müzikleri, 88. Akademi Ödülleri’nin de en büyük favorisi konumunda. City of Stars ve Audition’ı dinler dinlemez bu favori konumunun ne kadar haklı elde edilmiş bir konum olduğunu anlayabilirsiniz.

Çok uzun lafımızın azıcık kısası, La La Land bir filmden çok daha ötesi olmayı başaran şimdiden klasik bir yapım. Ve bu yapımın keyfini doyasıya, hakkıyla yaşayabileceğiniz yegane yer de sinema salonları. 

30 Aralık’ta -yani yarın- vizyona girecek La La Land, filmi izlediğinizinden günler sonrasında bile şairane sahneleriyle hafızanızın yüzeyine çıkıp çıkıp duracak. Bu anlarda, filmi izlediğiniz andaki haleti ruhiyeler de yüzeye çıkacak ve filmi bir kez daha izlemek için koşa koşa sinema salonlarına gideceksiniz.

Bize güvenin, yılın en büyük filmi sizleri bekliyor. Bize güvenin, zerre pişman olmayacağınız bir deneyim sizleri bekliyor. Asıl La La Land’e güvenin, kendinize veya herhangi birine verebileceğiniz en anlamlı yeni yıl hediyesi sizleri bekliyor!

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM