DUMANI ÜSTÜNDE

İÇİP İÇİP İZLENECEK FİLMLER: THE SAVAGES

İçip İçip İzlenecek Filmler: The Savages

Bu akşam bağımsız sinemanın incisi, festivallerin ciğerinin köşesi The Savages eşliğinde soğuk biralarımızı çıkarıyoruz.

 

 

Phillip Seymour Hoffman ve Laura Linney’nin başrollerini paylaştığı The Savages, normal insanların bencillikleri ve vicdanları arasındaki çizgiyi bize bir güzel betimliyor. Kardeş olmanın, evlat olmanın, birey olmanın, öğretmen olmanın, yazar olmanın, baba olmanın insanı nasıl hallere soktuğunu, abartının ucuna bile dokunmadan anlatıyor The Savages.

 

Her performansı birbirinden güzel olan, seçtiği her filmin karşısında bira içilebilecek Philip Seymour Hoffman’ın ölümünün üzerinden neredeyse altı ay geçti. Sinema, tarihi boyunca anacağı bir ismi kaybetti. Birçok filmi için “Philip Seymour Hoffman olmazsa eksik olurdu.” diyebileceğimiz oyuncu, The Savages için de en doğru tercih.

 

Laura Linney ise, hafif psikozlu davranmaya çalışan ve bu duruma sırtını yaslamak isteyen kardeşi en yalın şekliyle canlandırıyor.

 

 

Film, Wendy ve Jon’un yirmi seneden fazladır kız arkadaşıyla yaşayan babalarından aldıkları haber ile başlıyor. Babaları Lenny’nin kız arkadaşı ölmüştür ve babalarının bakımını üstlenmek durumundadırlar. Bambaşka hayatları olan ve mecbur kalmadıkça iletişim kurmayan bu üçlü bir araya gelmelidir. Lenny için huzurevi bakmaya başlayan Wendy ve Jon, bir anda akli dengesi artık pek yerinde olmayan babaları için vicdani bir savaş vermeye başlar. Bu vicdanı savaşı tetikleyen en büyük etken ise, kardeş olmanın tadını almış olmalarıdır.

 

Hepimizin zaman zaman içine düştüğü yalnızlık döngüsüne kapılan Wendy ve Jon artık yalnız değildir, yanlarında kardeşleri vardır. İnsan onların aile tablosunu izlerken duygulanır ve buzdolabından soğuk bir bira kapar.

 

 

Zamanında çocuklarına iyi bir baba olmayan Lenny, kız arkadaşını Polonya’ya göndermek üzere olan Jon ve istediği kariyeri bir türlü elde edemeyen Wendy, kulağa her ne kadar bir Türk dizisi çıkabilecek gibi dursa da The Savages bu formülü mükemmel bir şekilde işliyor.

 

Sonunda babalarını bir huzurevine yerleştirmeyi başaran Wendy ve Jon, dağılmaya hazırdır ama çok geçmeden babalarının öldüğü haberini alırlar. Babalarını uğurladıktan sonra sürecin onları ne kadar değiştirdiğinin farkına varan Jon ve Wendy, hayatlarında radikal değişiklikler yaparlar. Wendy, kişisel ilişkilerini yoluna koyar. Jon, Polonya’nın yolunu tutar.

 

The Savages biterken bizim ise boğazımızda soğuk biranın üstesinden gelebileceği bir düğüm oluşur. 

KOMİK BİR ŞEY VARSA HEP BERABER GÜLELİM

HEP BERABER GÜLELİM